esmer
22 Mayıs 2007 Salı
30 Nisan 2007 Pazartesi
Unutmak Ölmekti
Ayrılığın taze yarası kanıyordu
Yüreğimin küçük avuçlarında.
Hala gidenlerin numarasız bileti duruyordu
Öksüz sevdanın dipsiz uçurumlarında.
Hüküm giymiş kelimelerim susuyordu
Uykusuz gecelerin sabıkalı sabahlarında.
Korkuyordum aşktan,
Kaçıyordum sevdadan.
Zamana bir kere yenilmişten
Korktum seni delicesine sevmekten…
Ama yalnızlığın sokağından kaçıp
Gülüşlerine sığındım.
Ayrılığı satırlara gömüp
Yüreğinde yaralarımı sardım.
Sen gelmiştin artık.
Her şey daha güzeldi artık.
Seninle nefes alıyor,
Seninle yaşıyordum sanki.
Gülüşün “ güneşim “ olmuştu perdelerimde.
Gözlerin “ ateşim” olmuştu üşüyen tenimde.
Öyle güzeldi ki seninle her şey,
Pamuksu bulutların üzerine
Gözlerini çiziyordum küçük ellerimle.
Hasretimin rüzgarı ilişse de tenine,
Yüzüne güneşi seriyordum öksüz yüreğimle.
Yağmur yağıyordu kentime
Ayrılığını müjdelediğin saatlerde.
“ Seni severken gidiyorum “ deyip
Yalnızlığımı hediye ettin yüreğime.
Gidiyordun ,
Ben ardından ağlayamıyordum bile.
Susup kalmıştım bıçağın keskin yüzünde.
Gidiyordun,
Ve ben tek kelime bile söyleyemiyordum.
Ellerimle ördüğüm sevdamı
Ayrılığınla söküp gidiyordun.
Ve ben ardından ağlayamıyordum bile.
Sevdanda bir bahar göremeden gittin.
Mevsim bahar olsa da,
Sonbaharla anılacaktır ömrüm.
Her şeyi zamana gömüp gittin.
Ben ise ,boynumu yalnızlığa büküp
Yalnızlığında kanadım durdum.
Bedenimden yüreğimi söküp
Yokluğunda kelimelerimle sana sustum.
Tek bir cümle kurmadım gidişine.
Hiçbir zaman suç giydirmedim sevgine.
Gitmeliydin…
Ve bir sabah çekip gittin.
Ardında beni,
Ardında Elif’imizi mevsimsiz unutarak.
Gittin bizi sensiz bırakarak..
Şimdi uzaklarda bir yerdesin.
Gün gelecek adımı unutacaksın.
Gün gelecek,
Hiç yaşanmamış deyip
Sevdamı kibritsiz yakacaksın.
Hakkındır sevgili,
Unutabilirsin beni.
Bana ait her şeyi de yakabilirsin sevgili..
Ama bana seni unut deme..
Ayrılığına kurşunları örüp
Ölüm olsan da ömrümün,
Bana seni unutmamı söyleme..
Çünkü biz seninle hayat kadar yalan,
Ölüm kadar gerçektik.
Ölüm kadar gerçek sevgili….
Gittin ama ben hala sendeyim.
Sen beni unutsan da sevgili,
Ben sana inat ,
Yokluğuna inat yaşatacağım seni.
Çünkü benim yazgımda
Benim kitabımda,
Unutmak; ölmekti sevgili.
Unutmak, ölmekti…
ismail sarıgene
İmkansızlığını Sevdim
Özlemini yazıyorum satırlara.
Yokluğunda yanan bir ağıt,
Gözyaşlarını asıyor duvarlara.
Bugün de yokluğunu içtim
Bulutların dudaklarından.
Bugün de gözlerini araladım
Zifiri karanlıklardan.
Koskoca şehir ve yokluğun.
Üşüyorum içten ice ,
Sen olsaydın yanımda
Üşütür müydü beni sıcak soluğun?
Bizler iki uçurumda açmış
Sevda çicekleriyiz.
İmkansızlığın içinde
Umudu yaşatan iki aşk neferiyiz.
Aldırma sen karanlığa.
Boyun eğme yalnızlığa.
Ben seni ,
Güneşi dilenen çicekler gibi
Yağmuru bekleyen toprak gibi
İçimde seviyorum.
Yüreğinin imkansızlıgını ,
Gözlerindeki ıslaklığını,
Yanaklarının utangaçlığını seviyorum.
Dayan ne olur,
Ellerimiz terlemese de avuçlarımızda,
Eğme mahçup yüreğini,
Gögsümüzü dikenler kanatsa da,
İçinde çek sevdanın kor nefesini.
Ölümle ayırsalar da bizi,
Yüreğime mühürle o güzel ismini.
ismail sarıgene
Yüreğine İlmekle Beni
Bir buğday tanesiyim ben.
Haydi acılarınla vur üzerime.
Öğüt beni gecenin en utangaç vaktinde..
Puslu sabahlarda eriyen
Bir çiğ tanesiyim ben.
Gözlerinle kurula kirpiklerimi.
Kurumuş dudaklarına,
Merhem diye sür yaralarımı..
Doğan güneşle ölmeyi bekleyen
Mahçup kar tanesiyim ben.
Üşüyor ellerim,
Gülüşlerini ört üzerime.
Umudu bahara işleyen
Bir kelebeğin gözyaşıyım ben.
Kırıp düşmeden,
Yüreğine ilmekle ıslak gözlerimi.
Kirpiklerinde öleyim ben..
ismail sarıgene
Ölüm Ol Çık Karşıma
Ama senin yüreğine bir söz bıraktım,
Yalnızca bir söz...
Bırak gözlerin yalan söylesin,
Bırak dudağında, sevgi olmasın.
Bırak cesaretim ellerini tutmasın,
Bırak, bir sabah
Yüreğin benim gözlerimde uyansın...
Uyansın ki;
Sonsuzluğuma kazıyayım adını.
Bırak, varlığın sevişmesin benimle.
Yokluğunun her kelimesinde,
Yüreğinle sevişir,
Ölüme senin gözlerini öperek giderim.
Son infazını boynuma geçir sevgili
Kurşunları kelimelere ilmekleyip
Ölüm ol çık karşıma...
ismail sarıgene
Tövbekâr
Ölümün koynunda soğuttum yüreğimin terini.
Uslanmaz kasırgalarında tükettim dizlerimin ferini.
Sen çekme, günahınla boyanmış aşkımın son ipini.
Züleyha bakışlı gecelerin uslanmaz melikesi,
Dön maziye, dudaklarıma kim sürdü acının zehirini ?
Sırtıma hatıra diye saplayan kimdi kanlı hançerini ?
Yaralarıma derman diye kim sürdü ölüm illetini ?
Ben; karanlıklarına bir mum alevi ararken;
Sen, güneşli sabahlarda sırtıma kör hançer sokandın.
Ben; bir gözyaşına canımdan vazgeçmişken,
Sen, gönlüme sebepsiz mahşer kurdurandın.
Yaralı yüreğimde kör bıçakları biledin, sustum.
Fırtınaları saldığın o ıslak gözlerimi çoktan kuruttum.
Tövbekâr olsan da zaman salıncağında
Artık uyan rüyalarından, ben seni çoktan unuttum.
Hicranını gömüp zulmünü kendi kusurum bildim.
Gönlüme acını revâ görüp, hakkımı helal ettim.
Günahta nasırlanmış yüreğine dayanamayıp
Tövbelerini dudaklarıma sürüp affını Hak’ tan diledim.
ismail sarıgene
Git Diyorsun Git
Senin kollarında ölmek,
Zamanı durdurup
Git diyorsun , git...
Neden,
Neden gitmeliydim...
Kelimelerin alev alev,
Sanki yanardağları içirmişsin yüreğine.
Gözlerin bir cellat gibi acımasız,
Bakışların bir o kadar anlamsızdı.
Nefesin kan kokuyordu,
Sanki kör bıçakları giyinmişsin üzerine..
Heybeme yalnızlığı doldurup
Git diyorsun, git...
Nereye,
Sensiz yüreğimi nereye gömmeliydim ?
Aşka ödenmiş tövbelerin yarım yamalak,
Ayrılık kelimelerin bir o kadar çıplak...
Gözlerin, bir fırtına kadar hırçın,
Sesin, bir o kadar kırgın...
Git diyorsun, git....
Tek kelime bile etmeden,
Yalnızlığa gömüyorsun beni.
Ve sonra üzerime geceyi devirip
Karanlığın içinde kayboluyorsun..
Ayrılığınla yüreğimi ezip
Ardına bakmadan gidiyorsun...
Git diyorsun, git...
Sancılar giriyor hücrelerime.
Çicek diye öptüğüm baharlardan,
Günahkâr kurşunlar yağıyor
Sipersiz yüreğime.
Yığılıyorum olduğum yere.
Kanıyorum içten ice..
Son kez hayata tutunmak için
Bulutların eteklerini ararken
Arsız yangınlar sarılıyor dizlerime..
Git diyorsun, git..
Oysa ben " sana" ölüyordum.
Göğsümden boşalan kanlar
Kırık kaldırım taşlarına sarılıyor.
Ruhum kanatlanırken gökyüzüne,
Yalnızlığın iki yüzlü toprağında
Terkedilmiş yüreğim tek başına
Uçurumlara yaslanıp kan ağlıyor....
ismail sarıgene
Cellâdım Olsun Gözlerin
Temmuz' un avuçlarında
Yokluğunun karları üşütüyor tenimi.
Ne zaman ölümsüz sevdamızın
İnce belli yokuşuna yönelsem,
İki yüzlü ayazlar büküyor dizlerimi.
Bir yudum umuda tutunmuşken
Hüznün pusulasız yollarında
Kaybediyorum ılık nefesimi..
Ve düşerken bıçağın sırtına,
Al kanlara seriyorum
Yüreğimin taze çiceklerini.
Gül desenli çığlıklarımı,
Tahta beşiklerde yükleyip
İnce dudaklarında solmayı istiyorum.
Yangınları sırtlanıp
Ilık nefesinde közlenmeyi diliyorum.
Közlendikçe bağrım;
Yıldızlar serilecek ellerine,
Karanfiller gülümseyecek gözlerine.
Karanlığın suratına tokat gibi
İnen sıcak gülüşünü görünce,
Hançeri dudaklarından öpeceğim.
Öptükçe hançeri,
Baharların ayak uçlarına serileceğim.
Yüreğinin cellatlığında
Gözlerini son kez görüp
Canımı kanlı pusulara teslim edeceğim.
Şimdi beni öldü bilme yar.
Bulutlara uzanıp
Yağmurlara gebe kaldığımı düşün.
Bir şafak vakti,
Saçlarına Cennetin güllerini ekmeye
Geleceğimi düşün.
Şimdi yollarda olduğumu
Yüreğine koştuğumu farzet.
Geldiğimde,
Cennetin kollarında
Sevdamızı soluyacağımızı düşün.
Şimdi, derin bir nefes çekip
Kör bıçak gibi gözlerini sapla yüreğime.
Tüm ışıkları söndürüp
Karanlığı giydir üzerime.
Gelecekse ölüm;
Senin ellerinden gelsin.
Sona erecekse ömrüm;
Senin gözlerinde sona ersin.
Sus ne olur.
Cellâdım olmuşken gözlerin,
Ellerinden gelen soğuk ölümü,
Fakir yüreğim " onur " bilsin.
ismail sarıgene
Senin İçin Öldüm Gülüm
Ve yüreginle gurur duy ki;
Bir akşam vakti,
Gözlerine yıldızlarla düşüp
Yüreğini " yüreğimle " yıkayacaktım.
Her gülüşünde,
Gözlerinde yeniden açan baharlara,
Delicesine gözlerimle sarılacaktım.
Geldiğimde,
Yangınlar içinde gördüm yüreğini
Alevleri kuşanıp gözlerine,
Kibritsiz tutuşturmuşsun denizlerini.
Ölümü kazıyıp kirpiklerine,
Kuru toprakla kavuşturmuşsun
Vuslat yolcusu dizlerini.
Gözlerini alevle avuçlarıma düşmüşken
Kirpiklerim kuru kalır mı sanıyorsun ?
Gidişini bin hançer diye
Yüreğime delicesine sürmüşken
Bedenim yaşar mi sanıyorsun ?
Vurma hançeri yüreğime,
Akıtma yüreğini ellerime.
Senin yerine,
Ben diz çökeyim Azrail'in gölgesine.
Senin yerine,
Ben göçeyim ateşin sinesine.
Bir tek söz söylemeden sus ne olur.
Bir günahına bedenimi serecek kadar
Bir acına yüreğimi közleyecek kadar
Seviyordum seni.
Yüreğimi " yüreğine " emanet edip
Darağacındaki urganlarını
Senin saçların bilip
Senin yerine,
Gülümseyerek ben ölmeliyim gülüm.
Ve bir gün gelirsen yanıma,
Yeni açmış kır çiceklerini ser üzerime.
Dokunmak istersen toprağıma,
Yüreğinle dokun üşüyen tenime.
Sorma ne olur neden gittin diye,
Bir nefeslik ömrüm vardı;
Cennet kokulu sevdana yüreğimi adayıp
Senin için öldüm be gülüm.
ismail sarıgene
Sarıl Islak Yüreğime
Hissediyorum.
Boynu bükük, suclu gibi durma.
Yağmurlara karışıp
Düş gözlerimdeki sevda ateşine.
Sarıl, dudaklarımdaki ismine.
Rüzgar esiyor kentine
Duyuyorum.
Gözü yaşlı bir yetim gibi durma.
Meltemlere sarılıp
Yüreğimin denizlerine uzan.
Gülüşlerimin sıcaklığında ısıt
Ayazlarda üşümüş ellerini.
Hüzün doluyor yüreğine.
Ağlıyorum.
Umutlara küskün bir yürek gibi durma.
Şafak vakitlerindeki güneşe katılıp
Baharlardaki güllere dokun.
Yıldızlara gülümse gözlerimin içinde.
Kanayan yaralarını sar,
İcimdeki birikmiş cocuksu düşlerimle..
Aşk yağıyor gözlerine.
Gülümsüyorum.
Sevilmeyen bir yürek gibi durma
Ucûbe binaların altında.
Yüreğini umutlarda ıslatıp
Gözlerime dokun gamzelerinle.
Sarıl, ıslak yüreğime.
ismail sarıgene
Gidişinle Ört Sessizliğimi
Giderken,
Yıldızlar düşüyor saçlarına.
Sesi kısılmış bir rüzgar gibiyim.
Konuşuyorum, duymuyorsun.
Akıyorsun gözlerimden.
Durduramıyorum akışını.
Bentler kuruyorum hücrelerimden.
Yıkıp geçiyorsun yüreğimi.
Yıkık bedenimi toparlarken
İçimi gidişinle kanatıyorum.
Kan revan içindeki yüreğimi,
Kurak toprağa siliyorum.
Ve yağmura susayan toprak,
Yalnızlığımı içiyor tozlu dudaklarıyla.
Gidiyorsun,
Umutlarım tozlu raflara kaldırılıyor.
Düşleri çalınmış bir yürek gibi ağlıyorum.
Bulutlardan yağmurları sağarken
Islak göz pınarlarımı
Taşların yüreklerinde kuruluyorum.
Kayboluyorum karanlıklarında.
Gitme desem de gideceksin.
Hadi vur yüreğime gözyaşlarınla.
Perdelerini kapat gözlerime.
Yak onca yaşanmışlıkları.
Yüreğimden gitmeden
Hadi vur yalnızlığını..
Ben, her kuşluk vakti
Ayrılığınla yıkarım
Kan çanağı olmuş gözlerimi.
Her gece anılarınla yakarım
Sensizlikte üşüyen yüreğimi.
Hadi, durma ayazlarda.
Gidişinle yüreğimi yakmışken,
Acılarınla inatlaşan
Bedenimi yalnızlığınla yıkmışken
Durma, üşüyorum içten ice.
Gidişinle ört sessizliğimi.
Durma, koş yıldızsız gecelere.
Ölmemi bekleme sensizlikte.
Yıldızlar şahidimdir.
Sen yaşarken, varlığında.
Ben; yokluğunda
Seni nefesim diye soluyacağım
Yalnızlığını emen dudaklarımla.
ismail sarıgene
29 Nisan 2007 Pazar
Senden Öncesi Yoktu
Bütün bu sürekli arayışlar neden bilir misin
Neden bu durup durup isyan etmeler Allaha
Bu aldanmalar, yıkılmalar, bu sonsuz çalkanış
Hep sana yaklaşmak için, biraz daha biraz daha
Seni bulmak yılgın, yıkık gecelerden sonra
Sana çıkmak merdivenlerden nefes nefes
Belki ben yalnız senin güzelliğinde çirkinim
Hiç solmasa güzelliğin, böyle hiç bitmese
Yanmak var sana yaklaştıkça biliyorum
Yok olmak var, kahrolmak var, kül olmak var
Öyle bakma gözlerime bakma artık ölüyorum
Yaşamanın ta kendisi oysa bu ölmek değil
Gözlerim gözlerinden başkasını unuttu
Sen yoksan o yokluktur, senden öncesi yoktu.
Ümit Yaşar Oğuzcan
Sen Aşk Nedir Bilmezdin
Sen aşk nedir bilmezdin
Gülüp geçerdin sevgilere uzaktan
Şimdi geniş bir bahçedir kalbin
Sevgiden, güzellikten, aşktan
Şimdi iri gözlerin arzu dolu
Yakan, özleten bir şey ellerinin sıcaklığı
Gitgide eksiliyor bakışlarında yüzün
Geçen aşksız günlerin bıraktığı
Bir çeşme var aramızda görüyor musun
Tadılmamış hazlar serin sularda
Şimdi bahçende açan bir gül geceler
Şimdi gözlerin en güzel uykularda
Boynun beyaz mı beyaz, çıldırtası, öldüresi
Saçların daha parlak, daha bir kapkara
Her akşam bir ay doğuyor kirpiklerinden
Koşuyor ayakların şafaklardan şafaklara
Artık aşk dolu söylediğin şarkılar
Durmadan bir buğu yükseliyor sesinden
En çılgın sevdalara çağırıyor dudakların
Heder olmuş, uzun yıllar ötesinden
İçkilerin tadı değişti artık
Dünya, o köhne ve eski dünya değil
Sımsıcak bir ekmeği paylaşıyoruz seninle
Bu bir gerçek, hayal değil, rüya değil
Şimdi ümitlerimiz halkaları bir zincirin
Bir başka haz başlıyor biri bitti mi
Bana aşkı sen tattırdın, sen öğrettin
Oysa ki sen aşk nedir bilmezdin
23 Nisan 2007 Pazartesi
Bu da Öyle Bir Aşk
susuştu yüzün
Yılmaz Erdoğan
21 Nisan 2007 Cumartesi
kendine iyi bak
"Kendine iyi bak."
“Kendine iyi bak."
"Kendine iyi bak.
"Kendine iyi bak derler ve giderler.
Tutkunun ötesinde sevenler,
"Kendine iyi bak" derler ve giderler.
Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için.
Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan,
"Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman.
Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler,
Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun...
19 Nisan 2007 Perşembe
yokluğunu öptüm
Yüreğim yorgun, gözlerim solgun.
Notaları öksüz bir şarkı gibi
Ağlıyorum bulutların koynunda..
Ve kimseler görmesin diye,
Gözyaşlarımı kaldırımlara siliyorum..
Mürekkebimle yıkamıyorum
Hasretinin karanlık duvarlarını...
Gözlerimi kapattım geceye.
Şiirlerimi hecelerinden vurup
Toprağın beyaz sayfalarına uzanıyorum.
Bulanık sularda yıkıyorum
Kan çanağı olmuş gözlerimi.
Hasretin düşerken avuçlarıma,
Mor tonları giydiriyorum
Acıyı emen dudaklarıma.
Sessizliğe bürünmüşken sevda,
Baharlarda filizlenen taze dallardan
Darağaçları sunuyorum yüreğime.
Yokluğunu öperken dudaklarından
Pusular kuruyorum aldığım her nefese..
Oysa umuda gülümseyen bu adam
Boyun eğer miydi kanlı pusulara ?
Diz çöker miydim karakışlara ?
Ama yokluğunda
Vuslatları öper gibi,
Karanlıkları öpüyorum
Adını ezberlettiğim dudaklarımla.
İsmail Sarıgene
bedelini yüreğimle ödediğim en masum günahındım
Sana ölmelerimin üstü kasın sevgili
Gözlerinde unutulmuş hatıra iken ,
Kelimelerini yutkunup susma ne olur.
Gülüşlerinde tozlanmış,
Siyah- beyaz fotoğraf iken,
Yaşanmışlıkları susturup
Dudaklarında adımı bir kez bile anma ne olur.
Beni zamana gömüp
Unut hadi her şeyi.
Bana dair tek bir hatıra kalmasın senden..
Sen beni yaşarken öldürmüşken,
Ben seni sensizlikte yaşatacak kadar sevdim…
Sen üzülme diye
İsyanlarımı dizlerime büküp
Ömür boyu sana susacak kadar sevdim..
Hadi git ne olur.
Bir mevsim bile yaşanmayan
Hatıralarımızı gözyaşlarında boğup
Tek kelime unut hadi.
Beni sevdiğine pişman ise sevgili,
Yollarına feda olsun sevgim.
Olur da susmalarım acıtırsa seni,
Sana ölmelerimin üstü kalsın sevgili.
Bol keseden harcasan da hatıralarımı
Unutsan da sana yüreğimi adadığımı,
Unutsan da adımı,
Sensizlikte bile
Adın dudaklarımda,
Sevdan ise yüreğimde yaşayacak sevgili.
İsmail Sarıgene
