22 Mayıs 2007 Salı

esmer






esmer

30 Nisan 2007 Pazartesi

Unutmak Ölmekti

Geldiğinde,
Ayrılığın taze yarası kanıyordu
Yüreğimin küçük avuçlarında.
Hala gidenlerin numarasız bileti duruyordu
Öksüz sevdanın dipsiz uçurumlarında.
Hüküm giymiş kelimelerim susuyordu
Uykusuz gecelerin sabıkalı sabahlarında.
Korkuyordum aşktan,
Kaçıyordum sevdadan.
Zamana bir kere yenilmişten
Korktum seni delicesine sevmekten…
Ama yalnızlığın sokağından kaçıp
Gülüşlerine sığındım.
Ayrılığı satırlara gömüp
Yüreğinde yaralarımı sardım.

Sen gelmiştin artık.
Her şey daha güzeldi artık.
Seninle nefes alıyor,
Seninle yaşıyordum sanki.
Gülüşün “ güneşim “ olmuştu perdelerimde.
Gözlerin “ ateşim” olmuştu üşüyen tenimde.

Öyle güzeldi ki seninle her şey,
Pamuksu bulutların üzerine
Gözlerini çiziyordum küçük ellerimle.
Hasretimin rüzgarı ilişse de tenine,
Yüzüne güneşi seriyordum öksüz yüreğimle.

Yağmur yağıyordu kentime
Ayrılığını müjdelediğin saatlerde.
“ Seni severken gidiyorum “ deyip
Yalnızlığımı hediye ettin yüreğime.
Gidiyordun ,
Ben ardından ağlayamıyordum bile.
Susup kalmıştım bıçağın keskin yüzünde.
Gidiyordun,
Ve ben tek kelime bile söyleyemiyordum.
Ellerimle ördüğüm sevdamı
Ayrılığınla söküp gidiyordun.
Ve ben ardından ağlayamıyordum bile.

Sevdanda bir bahar göremeden gittin.
Mevsim bahar olsa da,
Sonbaharla anılacaktır ömrüm.
Her şeyi zamana gömüp gittin.
Ben ise ,boynumu yalnızlığa büküp
Yalnızlığında kanadım durdum.
Bedenimden yüreğimi söküp
Yokluğunda kelimelerimle sana sustum.
Tek bir cümle kurmadım gidişine.
Hiçbir zaman suç giydirmedim sevgine.
Gitmeliydin…
Ve bir sabah çekip gittin.
Ardında beni,
Ardında Elif’imizi mevsimsiz unutarak.
Gittin bizi sensiz bırakarak..

Şimdi uzaklarda bir yerdesin.
Gün gelecek adımı unutacaksın.
Gün gelecek,
Hiç yaşanmamış deyip
Sevdamı kibritsiz yakacaksın.
Hakkındır sevgili,
Unutabilirsin beni.
Bana ait her şeyi de yakabilirsin sevgili..
Ama bana seni unut deme..
Ayrılığına kurşunları örüp
Ölüm olsan da ömrümün,
Bana seni unutmamı söyleme..
Çünkü biz seninle hayat kadar yalan,
Ölüm kadar gerçektik.
Ölüm kadar gerçek sevgili….


Gittin ama ben hala sendeyim.
Sen beni unutsan da sevgili,
Ben sana inat ,
Yokluğuna inat yaşatacağım seni.
Çünkü benim yazgımda
Benim kitabımda,
Unutmak; ölmekti sevgili.
Unutmak, ölmekti…


ismail sarıgene

İmkansızlığını Sevdim

Önümde bir beyaz kağıt,
Özlemini yazıyorum satırlara.
Yokluğunda yanan bir ağıt,
Gözyaşlarını asıyor duvarlara.
Bugün de yokluğunu içtim
Bulutların dudaklarından.
Bugün de gözlerini araladım
Zifiri karanlıklardan.

Koskoca şehir ve yokluğun.
Üşüyorum içten ice ,
Sen olsaydın yanımda
Üşütür müydü beni sıcak soluğun?

Bizler iki uçurumda açmış
Sevda çicekleriyiz.
İmkansızlığın içinde
Umudu yaşatan iki aşk neferiyiz.
Aldırma sen karanlığa.
Boyun eğme yalnızlığa.

Ben seni ,
Güneşi dilenen çicekler gibi
Yağmuru bekleyen toprak gibi
İçimde seviyorum.
Yüreğinin imkansızlıgını ,
Gözlerindeki ıslaklığını,
Yanaklarının utangaçlığını seviyorum.

Dayan ne olur,
Ellerimiz terlemese de avuçlarımızda,
Eğme mahçup yüreğini,
Gögsümüzü dikenler kanatsa da,
İçinde çek sevdanın kor nefesini.
Ölümle ayırsalar da bizi,
Yüreğime mühürle o güzel ismini.


ismail sarıgene

Yüreğine İlmekle Beni

Yalnızlığın anbarında küflenen
Bir buğday tanesiyim ben.
Haydi acılarınla vur üzerime.
Öğüt beni gecenin en utangaç vaktinde..

Puslu sabahlarda eriyen
Bir çiğ tanesiyim ben.
Gözlerinle kurula kirpiklerimi.
Kurumuş dudaklarına,
Merhem diye sür yaralarımı..

Doğan güneşle ölmeyi bekleyen
Mahçup kar tanesiyim ben.
Üşüyor ellerim,
Gülüşlerini ört üzerime.

Umudu bahara işleyen
Bir kelebeğin gözyaşıyım ben.
Kırıp düşmeden,
Yüreğine ilmekle ıslak gözlerimi.
Kirpiklerinde öleyim ben..


ismail sarıgene

Ölüm Ol Çık Karşıma

Dilim dolaşıyor hep adını andığımda.
Ama senin yüreğine bir söz bıraktım,
Yalnızca bir söz...
Bırak gözlerin yalan söylesin,
Bırak dudağında, sevgi olmasın.
Bırak cesaretim ellerini tutmasın,
Bırak, bir sabah
Yüreğin benim gözlerimde uyansın...
Uyansın ki;
Sonsuzluğuma kazıyayım adını.
Bırak, varlığın sevişmesin benimle.
Yokluğunun her kelimesinde,
Yüreğinle sevişir,
Ölüme senin gözlerini öperek giderim.
Son infazını boynuma geçir sevgili
Kurşunları kelimelere ilmekleyip
Ölüm ol çık karşıma...


ismail sarıgene

Tövbekâr

Güldüğüm her an’ı günah bilen tövbekâr,
Ölümün koynunda soğuttum yüreğimin terini.
Uslanmaz kasırgalarında tükettim dizlerimin ferini.
Sen çekme, günahınla boyanmış aşkımın son ipini.

Züleyha bakışlı gecelerin uslanmaz melikesi,
Dön maziye, dudaklarıma kim sürdü acının zehirini ?
Sırtıma hatıra diye saplayan kimdi kanlı hançerini ?
Yaralarıma derman diye kim sürdü ölüm illetini ?

Ben; karanlıklarına bir mum alevi ararken;
Sen, güneşli sabahlarda sırtıma kör hançer sokandın.
Ben; bir gözyaşına canımdan vazgeçmişken,
Sen, gönlüme sebepsiz mahşer kurdurandın.


Yaralı yüreğimde kör bıçakları biledin, sustum.
Fırtınaları saldığın o ıslak gözlerimi çoktan kuruttum.
Tövbekâr olsan da zaman salıncağında
Artık uyan rüyalarından, ben seni çoktan unuttum.

Hicranını gömüp zulmünü kendi kusurum bildim.
Gönlüme acını revâ görüp, hakkımı helal ettim.
Günahta nasırlanmış yüreğine dayanamayıp
Tövbelerini dudaklarıma sürüp affını Hak’ tan diledim.


ismail sarıgene

Git Diyorsun Git

" Ellerinden sunulmuş ayrılık,
Kendince bana verilmiş bir ödülse;
Senin kollarında ölmek,
Bana verebileceğin en güzel hediyedir.."

Zamanı durdurup
Git diyorsun , git...
Neden,
Neden gitmeliydim...
Kelimelerin alev alev,
Sanki yanardağları içirmişsin yüreğine.
Gözlerin bir cellat gibi acımasız,
Bakışların bir o kadar anlamsızdı.
Nefesin kan kokuyordu,
Sanki kör bıçakları giyinmişsin üzerine..

Heybeme yalnızlığı doldurup
Git diyorsun, git...
Nereye,
Sensiz yüreğimi nereye gömmeliydim ?
Aşka ödenmiş tövbelerin yarım yamalak,
Ayrılık kelimelerin bir o kadar çıplak...
Gözlerin, bir fırtına kadar hırçın,
Sesin, bir o kadar kırgın...
Git diyorsun, git....

Tek kelime bile etmeden,
Yalnızlığa gömüyorsun beni.
Ve sonra üzerime geceyi devirip
Karanlığın içinde kayboluyorsun..
Ayrılığınla yüreğimi ezip
Ardına bakmadan gidiyorsun...

Git diyorsun, git...
Sancılar giriyor hücrelerime.
Çicek diye öptüğüm baharlardan,
Günahkâr kurşunlar yağıyor
Sipersiz yüreğime.
Yığılıyorum olduğum yere.
Kanıyorum içten ice..
Son kez hayata tutunmak için
Bulutların eteklerini ararken
Arsız yangınlar sarılıyor dizlerime..

Git diyorsun, git..
Oysa ben " sana" ölüyordum.
Göğsümden boşalan kanlar
Kırık kaldırım taşlarına sarılıyor.
Ruhum kanatlanırken gökyüzüne,
Yalnızlığın iki yüzlü toprağında
Terkedilmiş yüreğim tek başına
Uçurumlara yaslanıp kan ağlıyor....


ismail sarıgene

Cellâdım Olsun Gözlerin

Ateşlere gebe kalmış,
Temmuz' un avuçlarında
Yokluğunun karları üşütüyor tenimi.
Ne zaman ölümsüz sevdamızın
İnce belli yokuşuna yönelsem,
İki yüzlü ayazlar büküyor dizlerimi.
Bir yudum umuda tutunmuşken
Hüznün pusulasız yollarında
Kaybediyorum ılık nefesimi..
Ve düşerken bıçağın sırtına,
Al kanlara seriyorum
Yüreğimin taze çiceklerini.

Gül desenli çığlıklarımı,
Tahta beşiklerde yükleyip
İnce dudaklarında solmayı istiyorum.
Yangınları sırtlanıp
Ilık nefesinde közlenmeyi diliyorum.
Közlendikçe bağrım;
Yıldızlar serilecek ellerine,
Karanfiller gülümseyecek gözlerine.
Karanlığın suratına tokat gibi
İnen sıcak gülüşünü görünce,
Hançeri dudaklarından öpeceğim.
Öptükçe hançeri,
Baharların ayak uçlarına serileceğim.
Yüreğinin cellatlığında
Gözlerini son kez görüp
Canımı kanlı pusulara teslim edeceğim.

Şimdi beni öldü bilme yar.
Bulutlara uzanıp
Yağmurlara gebe kaldığımı düşün.
Bir şafak vakti,
Saçlarına Cennetin güllerini ekmeye
Geleceğimi düşün.
Şimdi yollarda olduğumu
Yüreğine koştuğumu farzet.
Geldiğimde,
Cennetin kollarında
Sevdamızı soluyacağımızı düşün.

Şimdi, derin bir nefes çekip
Kör bıçak gibi gözlerini sapla yüreğime.
Tüm ışıkları söndürüp
Karanlığı giydir üzerime.
Gelecekse ölüm;
Senin ellerinden gelsin.
Sona erecekse ömrüm;
Senin gözlerinde sona ersin.
Sus ne olur.
Cellâdım olmuşken gözlerin,
Ellerinden gelen soğuk ölümü,
Fakir yüreğim " onur " bilsin.


ismail sarıgene

Senin İçin Öldüm Gülüm

Ölmek son değildir gülüm,
Ölüm; kavuşmaktır sevdaya.
Ve yüreginle gurur duy ki;
Bedenini korkmadan ölüme
Senin için seren bir sevdaya sahip.


Bir akşam vakti,
Gözlerine yıldızlarla düşüp
Yüreğini " yüreğimle " yıkayacaktım.
Her gülüşünde,
Gözlerinde yeniden açan baharlara,
Delicesine gözlerimle sarılacaktım.
Geldiğimde,
Yangınlar içinde gördüm yüreğini
Alevleri kuşanıp gözlerine,
Kibritsiz tutuşturmuşsun denizlerini.
Ölümü kazıyıp kirpiklerine,
Kuru toprakla kavuşturmuşsun
Vuslat yolcusu dizlerini.

Gözlerini alevle avuçlarıma düşmüşken
Kirpiklerim kuru kalır mı sanıyorsun ?
Gidişini bin hançer diye
Yüreğime delicesine sürmüşken
Bedenim yaşar mi sanıyorsun ?
Vurma hançeri yüreğime,
Akıtma yüreğini ellerime.

Senin yerine,
Ben diz çökeyim Azrail'in gölgesine.
Senin yerine,
Ben göçeyim ateşin sinesine.
Bir tek söz söylemeden sus ne olur.
Bir günahına bedenimi serecek kadar
Bir acına yüreğimi közleyecek kadar
Seviyordum seni.
Yüreğimi " yüreğine " emanet edip
Darağacındaki urganlarını
Senin saçların bilip
Senin yerine,
Gülümseyerek ben ölmeliyim gülüm.

Ve bir gün gelirsen yanıma,
Yeni açmış kır çiceklerini ser üzerime.
Dokunmak istersen toprağıma,
Yüreğinle dokun üşüyen tenime.
Sorma ne olur neden gittin diye,
Bir nefeslik ömrüm vardı;
Cennet kokulu sevdana yüreğimi adayıp
Senin için öldüm be gülüm.


ismail sarıgene

Sarıl Islak Yüreğime

Yağmur yağıyor kentine,
Hissediyorum.
Boynu bükük, suclu gibi durma.
Yağmurlara karışıp
Düş gözlerimdeki sevda ateşine.
Sarıl, dudaklarımdaki ismine.

Rüzgar esiyor kentine
Duyuyorum.
Gözü yaşlı bir yetim gibi durma.
Meltemlere sarılıp
Yüreğimin denizlerine uzan.
Gülüşlerimin sıcaklığında ısıt
Ayazlarda üşümüş ellerini.

Hüzün doluyor yüreğine.
Ağlıyorum.
Umutlara küskün bir yürek gibi durma.
Şafak vakitlerindeki güneşe katılıp
Baharlardaki güllere dokun.
Yıldızlara gülümse gözlerimin içinde.
Kanayan yaralarını sar,
İcimdeki birikmiş cocuksu düşlerimle..

Aşk yağıyor gözlerine.
Gülümsüyorum.
Sevilmeyen bir yürek gibi durma
Ucûbe binaların altında.
Yüreğini umutlarda ıslatıp
Gözlerime dokun gamzelerinle.
Sarıl, ıslak yüreğime.


ismail sarıgene

Gidişinle Ört Sessizliğimi

Gidiyorsun.
Giderken,
Yıldızlar düşüyor saçlarına.
Sesi kısılmış bir rüzgar gibiyim.
Konuşuyorum, duymuyorsun.
Akıyorsun gözlerimden.
Durduramıyorum akışını.
Bentler kuruyorum hücrelerimden.
Yıkıp geçiyorsun yüreğimi.

Yıkık bedenimi toparlarken
İçimi gidişinle kanatıyorum.
Kan revan içindeki yüreğimi,
Kurak toprağa siliyorum.
Ve yağmura susayan toprak,
Yalnızlığımı içiyor tozlu dudaklarıyla.

Gidiyorsun,
Umutlarım tozlu raflara kaldırılıyor.
Düşleri çalınmış bir yürek gibi ağlıyorum.
Bulutlardan yağmurları sağarken
Islak göz pınarlarımı
Taşların yüreklerinde kuruluyorum.

Kayboluyorum karanlıklarında.
Gitme desem de gideceksin.
Hadi vur yüreğime gözyaşlarınla.
Perdelerini kapat gözlerime.
Yak onca yaşanmışlıkları.
Yüreğimden gitmeden
Hadi vur yalnızlığını..
Ben, her kuşluk vakti
Ayrılığınla yıkarım
Kan çanağı olmuş gözlerimi.
Her gece anılarınla yakarım
Sensizlikte üşüyen yüreğimi.


Hadi, durma ayazlarda.
Gidişinle yüreğimi yakmışken,
Acılarınla inatlaşan
Bedenimi yalnızlığınla yıkmışken
Durma, üşüyorum içten ice.
Gidişinle ört sessizliğimi.

Durma, koş yıldızsız gecelere.
Ölmemi bekleme sensizlikte.
Yıldızlar şahidimdir.
Sen yaşarken, varlığında.
Ben; yokluğunda
Seni nefesim diye soluyacağım
Yalnızlığını emen dudaklarımla.


ismail sarıgene

29 Nisan 2007 Pazar

Senden Öncesi Yoktu

Senden Öncesi Yoktu

Bütün bu sürekli arayışlar neden bilir misin
Neden bu durup durup isyan etmeler Allaha
Bu aldanmalar, yıkılmalar, bu sonsuz çalkanış
Hep sana yaklaşmak için, biraz daha biraz daha
Seni bulmak yılgın, yıkık gecelerden sonra
Sana çıkmak merdivenlerden nefes nefes
Belki ben yalnız senin güzelliğinde çirkinim
Hiç solmasa güzelliğin, böyle hiç bitmese
Yanmak var sana yaklaştıkça biliyorum
Yok olmak var, kahrolmak var, kül olmak var
Öyle bakma gözlerime bakma artık ölüyorum
Yaşamanın ta kendisi oysa bu ölmek değil
Gözlerim gözlerinden başkasını unuttu
Sen yoksan o yokluktur, senden öncesi yoktu.


Ümit Yaşar Oğuzcan

Sen Aşk Nedir Bilmezdin

Sen aşk nedir bilmezdin

Gülüp geçerdin sevgilere uzaktan

Şimdi geniş bir bahçedir kalbin

Sevgiden, güzellikten, aşktan

Şimdi iri gözlerin arzu dolu

Yakan, özleten bir şey ellerinin sıcaklığı

Gitgide eksiliyor bakışlarında yüzün

Geçen aşksız günlerin bıraktığı

Bir çeşme var aramızda görüyor musun

Tadılmamış hazlar serin sularda

Şimdi bahçende açan bir gül geceler

Şimdi gözlerin en güzel uykularda

Boynun beyaz mı beyaz, çıldırtası, öldüresi

Saçların daha parlak, daha bir kapkara

Her akşam bir ay doğuyor kirpiklerinden

Koşuyor ayakların şafaklardan şafaklara

Artık aşk dolu söylediğin şarkılar

Durmadan bir buğu yükseliyor sesinden

En çılgın sevdalara çağırıyor dudakların

Heder olmuş, uzun yıllar ötesinden

İçkilerin tadı değişti artık

Dünya, o köhne ve eski dünya değil

Sımsıcak bir ekmeği paylaşıyoruz seninle

Bu bir gerçek, hayal değil, rüya değil

Şimdi ümitlerimiz halkaları bir zincirin

Bir başka haz başlıyor biri bitti mi

Bana aşkı sen tattırdın, sen öğrettin

Oysa ki sen aşk nedir bilmezdin

Ümit Yaşar Oğuzcan

23 Nisan 2007 Pazartesi

Bu da Öyle Bir Aşk

Sırtımda çıplak
Islak nefesin
Bi gidip bi geliyor
Biz senlen yatmıyoruz ki
Yaşamıyoruz da
Hep yarışıyoruz
Sen mi ben mi
Önce kim
Ölümü öldürecek diye

Can YÜCEL

susuştu yüzün

bu ufukta bitiyor yüzün
ve başka bir gökyüzü başlıyor
komşu ellerle sarmalanıyorsun
yanıyorsun...
ne kadar övülsen az
avazım çıktığı kadar susuyorum
ismindeki sesli harfleri
mayınlı bir gülümsemeyle
senin karasularında olmak,
üstünde ilkbahar bir entari
sanki
yeniden eski bir öyküye başlamak...
yüzündeki o billur akşam kahvaltısı
sürgülerken özümü
ne kadarını sustuk
konuştuklarımızın?...

Yılmaz Erdoğan

21 Nisan 2007 Cumartesi

kendine iyi bak

“Kendine iyi bak” bir veda degil elveda cümlesidir çogu zaman.
O üç kelimeden çok daha fazlasini gizler içinde...
"Kendine iyi bak."
Çünkü bundan sonra ben yaninda olmayacagim.
Olamayacagim.
Istesem de istemesem de.
Sevdim bir zamanlar seni,
hala seviyorum ve benden sonra da mutlu olmani istiyorum.
Olur da bir gün dönersem seni iyi bulmak istiyorum.“
“Kendine iyi bak."
Çünkü bundan sonra kendinden baskasi olmayacak yaninda sana bakacak.
Ben olmayacagim.
Kendine iyi bak ve beni düsünme.
Çünkü ben de seni düsünmeyecegim artik.
Arama sakin beni, yazma, çünkü ben yazmayacagim.
Sil beni yüreginden, çünkü ben silecegim.
Fakat, yasanilan, paylasilan güzel seyler hatirina
sana yürekten mutluluklar diliyorum.
Ve ben bir daha dönmemek üzere gidiyorum.”
"Kendine iyi bak.
Aramizda geçen herseye ragmen
benden sonra iyi oldugunu bilmeyi tercih ederim.
Aslinda bilmem çok önemli degil,
iyi oldugunu varsayacagim ben.
Seni bir daha asla görmemek üzere gidiyorum ben,
seni kendinle basbasa,
yapayalniz birakiyorum ben.
Biliyorum kendini birakacaksin benden sonra,
o yüzden iyi bak diyorum.
Aslina bakarsan,
çok da fazla umursamiyorum."
"Kendine iyi bak derler ve giderler.
Tutkuyla sevenler,
bazen birden fazla söylerler bunu.
Çünkü onlari ayirmak, eti tirnaktan ayirmak gibidir.
Kolay kolay kopamaz onlar,
süreç çok aci vericidir, yürek parçaliyicidir.
Her seferinde azalan umutlarla geri döner
ve yine “Kendine Iyi Bak” gözleriyle ayrilirlar.
Ta ki umut da, sevgi de tükeninceye kadar…
Ta ki son elveda mezar sessizligine bürününceye kadar…"
Tutkunun ötesinde sevenler,
bir kez “Kendine Iyi Bak “ derler ve giderler.
Onlar eti tirnaktan ayirmak yerine ölümü yeglerler.
Onlar bu aciyi bir kezden fazla kaldiramayacaklarini bilirler.
"Kendine iyi bak" derler ve giderler.
Bu sözlerin içinde ihanet yok,
hiç bir zaman olamaz derler ve giderler.
En büyük ihanet degil midir aslinda seni seveni,
ihtiyaci olani yüzüstü birakip gitmek.
"Kendine iyi bak" derler ve giderler.
Seni suskunluga mahkum edip giderler.
Seni parçalara ayirip, en büyük parçayi yanlarina alip giderler.
Seni senden alip giderler.
Daha kötüsü suçlayamazsin onlari tüm bunlar için.
Kendine iyi bak deyip gidenin geçerli bir nedeni vardir elbet.
Suçlatmaz kendini. Savasmadiklari için kizarsin ama suçlayamazsin.
Savasmislarsa, yenildikleri için kizarsin ama suçlayamazsin.
Yenildigin için kizarsin ama suçlayamazsin…
Ayriligin kaçinilmazligina inandirir seni,
kendine iyi bak derler ve giderler.
Elinden umutlarini, düslerini, sevgilerini alip giderler.
Bir tek anilari birakirlar geride,
bir de hatirladikça gözyaslarina bogulasin diye
unutulmayan nagmeler.
Arkalarina bakmadan çekip giderler eger yalniz kalmissan,
çünkü insafsizliklarini görmek istemezler.
Hersey o saniye orada bitsin, kapansin bu sayfa isterler.
Bitti diyemedikleri için, kendine iyi bak derler.
Kirildim ve affedemiyorum;
diyemedikleri için kendine iyi bak; derler.
Seni istemiyorum artik,
hayatimdan çikaracagim ama bil ki hiç unutmayacagim;
diyemedikleri için kendine iyi bak derler.
Biliyorum çok kanayacaksin ama daha iyisini yapamiyorum;
diyemedikleri için kendine iyi bak derler.
Vicdanlarini rahatlatmak için
kendine iyi bak derler,
çünkü o kan uzun süre akacaktir
ve o yara asla kapanmayacaktir, bilirler.
"Kendine iyi bak" bir noktadir çogu zaman.
Kendine iyi bak deme bana,
sadece kötülükler noktalansin isterim ben.
Oysa sen iyisin…
Sen gözümdeki isik, dudagimdaki tebessüm,
sen içimdeki sevinçssin.
Sen hayatima renk katan,
sen yüregimdeki çarpinti,
sen hayatimdaki nesesin.
Sen yolumu aydinlatan, sen dert ortagim,
sen gönül yoldasim, sen bir tanesin.
Kendine iyi bak deme bana.
Nokta koyma.
Keske böyle yasanmasaydi bazi seyler,
keske affedebilsen beni,
keske ben de affedebilsem…
Keske döndürebilsek zamani geriye.
Keske bugünkü aklimizla yasasak herseyi bastan.
Nafile...
Ama yine de, gitmesen olmaz mi?
Bitmesek olmaz mi?
Sen eksikken, ben nasil tam olurum?
Senden kalan boslugu kimlerle doldururum?
Savassak, aramiza giren seytanla olmaz mi?
Hani büyük asklar her türlü engeli asardi,
hani gerçek dostluklar her sinavi geçerdi,
hani sevgi eninde sonunda kazanirdi?
Hani hayatta hiç kirlenmeyecek degerler vardi?
Hani en büyük zaferler,
en kanli savaslarin ardindan kazanilirdi?
Bunlarin hepsi yalan mi?
Sahiden..., gitmesen olmaz mi?
Bitmesek olmaz mi?……….
Peki o zaman... Senin istedigin gibi olsun...
Öyleyse...Sen de Kendine Iyi Bak.

19 Nisan 2007 Perşembe

yokluğunu öptüm

Kelimelerim kan revan içinde.
Yüreğim yorgun, gözlerim solgun.
Notaları öksüz bir şarkı gibi
Ağlıyorum bulutların koynunda..
Ve kimseler görmesin diye,
Gözyaşlarımı kaldırımlara siliyorum..
Mürekkebimle yıkamıyorum
Hasretinin karanlık duvarlarını...


Gözlerimi kapattım geceye.
Şiirlerimi hecelerinden vurup
Toprağın beyaz sayfalarına uzanıyorum.


Bulanık sularda yıkıyorum
Kan çanağı olmuş gözlerimi.
Hasretin düşerken avuçlarıma,
Mor tonları giydiriyorum
Acıyı emen dudaklarıma.
Sessizliğe bürünmüşken sevda,
Baharlarda filizlenen taze dallardan
Darağaçları sunuyorum yüreğime.
Yokluğunu öperken dudaklarından
Pusular kuruyorum aldığım her nefese..


Oysa umuda gülümseyen bu adam
Boyun eğer miydi kanlı pusulara ?
Diz çöker miydim karakışlara ?
Ama yokluğunda
Vuslatları öper gibi,
Karanlıkları öpüyorum
Adını ezberlettiğim dudaklarımla.


İsmail Sarıgene

bedelini yüreğimle ödediğim en masum günahındım

“ Varlığın acı veriyor olsaydı bana; Seni ölüme sevmez,Gelmeyeceğini bile seni beklemezdim hala.Ben sensizlikte bile "seni yaşıyorum" sevgili... ”
Mevsim, sonbahara akarken ben de sana geliyorum. Elimde yokluğun yüreğimde suskunluğunla sana geliyorum sevgili. Ilık bir Eylül gecesi kentin yorgun kaldırımlarında tanıdık kelimeler arıyorum sevdana dair. Sana dair tek bir kelime yeterdi bana. Tek bir nefes bile gülümsemem için yeterdi bana..Sensizlikte kanarken sol yanım, ben hep seni düşledim zembereği kırılmış zamanın avuçlarında. Seni aradım güneşin sıcak alnında, senin ellerini aradım yağmurun ıslak dualarında.
Sana gelirken toprak yağmur kokuyordu sokaklar ise yalnızlık... Sana çıkan tüm yollar arsız dikenlerle süslenmişti sanki. Ayaklarım kan revan..Bir yanım uçurum bir yanım sensizlik ama her şeye inat sana geliyorum. Hava puslu, etraf ise sensizlik .. Dikenlere aldırmadan yalınayak yürüdüm gecenin dar sokaklarında. Yüreğimle ezdim tüm engelleri, ayaklarımla öptüm yollarındaki ikiyüzlü dikenleri. Her şeye inat sana geliyorum bir elimde mevsimlerin koynundan çaldığım ılık bahar bir elimde bulutların saçlarından arakladığım rüzgar ile .. Bir ömür uzaktan sana geliyorum bir elimde bir avuç gülüş karakışlarda güneş bil diye bir elimde bir yudum umut zifiri karanlıklarda aydınlığa sımsıkı tutun diye. Sana geliyorum sevgili....
Unutmadan sevgili; gittin diye meteliksiz bir intiharın ayakuçlarına boynunu büken bir kukla olmadım hiçbir zaman. Gittiğin gün kansız ve acımasız bir ihtilalin demir kelepçeli zamanlarından kaçıp sen diye ipsiz uçurumlara sığındım. Yokluğunda kimi zaman bir çocuk gibi koynunda ağladım kimi zaman kirpiklerinden ıslak yağmurlara kaçtım. Sensizlikte her gece arsız fırtınalarına göğüs gerdim ve esrarkeş yangınları sen diye koynuma alıp yüreğimde közledim yalnızlığının ıslak çığlıklarını. Evet gittiğin gün sen kokan kelimelerim çıplak kaldı dudaklarımda. Yüreğim gözyaşına asılı kaldı gözkapaklarımda. Ama hiçbir zaman boynumu bükmedim yokluğuna. Pes etmedim sensizlikte kıyılarıma vuran hasret dalgalarına. Direndim, savaştım yalnızlığınla. Kan revan içinde kalsam da, bilmediğim fırtınalarda sensiz savaşsam da ben hiçbir zaman “ yalnızlığına “ yenilmedim sevgili....
Gittiğin günden beri tek bir kelime konuşmadık seninle. Giderken seninle gitti taze baharlarım. Yetim kaldım mevsimlerin koynunda. Gözlerindeki sıcaklığı aradım güneşin sınırsız coğrafyasında. Seni sordum memleketimden göçen turnalara. Ama bulamadım seni. Yüreğimin derinliklerinde. kaybetmiştim seni. Aldığım nefeste, hayata bıraktığım her gülüşte seni aradım. Bulamadım işte. Ucube binaların nemli duvarlarına dayanıp sana ağladım. Dudaklarımı kapatıp kelimelerimle yalnızlığına ağladım. Ama hiçbir zaman ne kadere ne de sana isyan ettim. Gittin diye hiçbir zaman suçlamadım seni. Varlığına küfürler edip arkandan beddualar savurmadım hiçbir zaman. Gitmiştin beni “ sensiz “ bırakarak. Gitmiştin aramızda yaşananları bir kibritle zamansız yakarak. Ama gittin diye hiçbir zaman unutmadım seni. Yokluğuna inat yaşattım seni. Gittin diye bir ikindi vakti kefensiz satırlara gömmedim seni. Varlığın bana hiçbir zaman acı vermedi ki ben seni gidişinle suskunluğuna gömeyim sevgili…Seni “ sen “ diye sevdim ben. Varlığına inat yokluğunda bile sevdim seni. Sana duyduğum sevgim bir günlük olsaydı eğer; seni “ sensizlikte “ bile yaşatmazdım sevgili. Seni hiçbir zaman “ acılarımın metresi ” diye sevmedim ki ben. Ben yüreğindeki sıcaklığı, tenindeki saklı baharları ve gözlerindeki ıslak gözyaşları sevdim. Seni hep " aldığım nefes " bildim. Yüreğime dokunduğun için, yarım bir adamı sevginle tamamladığın için sevdim seni... Satırlarıma sonvermeden bilmen gereken bazı şeyler var sevdiğim. İyi dinle beni sevgili. Cümlelere değil kelimelere örülmüş anlamları iyi algıla sevgili.. Yokluğunda seni aradım yorgun gecenin gri sabahlarında. Yalnızlığında kanattım fakir kelimelerimi. Dilimde birikmiş ve bir kaç cümleyi geçmeyen itirafım var sana canım. İyi dinle beni şimdi. Sensizlikte “ seni aldattım sevgili “. Yanlış duymadın sevgili. Açık açık utanmadan sıkılmadan seni aldattığımı söylüyorum sevgili. Sensizliğin soğuk gecelerinde seni aldattım. Hem de defalarca… Başucumda bu imkansız sevdanın sevapları dururken ben seni “ günahlarınla “ aldattım sevgili. Yokluğunda kanarken tövbesi yarım kalmış günahlarınla seviştim yalnızlığının buz tutmuş yatağında. Her gece bedenimi ateşlere serip günahlarınla seviştim kan ter içinde. Közlenmiş bedenimle, terkedilmiş yüreğimle tövbesi oldum en masum günahlarının. Seni sensizlikte “ senin günahlarınla “ aldattım sevgili…Sen benden uzaklarda iken bensiz zamanlarda işleyeceğin her günaha bedenimle kefil oldum. Körpe ve filizlenmemiş acılarını satın aldım ömür defterinden. Evet, tüm günahlarını ve bensiz yaşayacağın tüm acılarını satın aldım
karşılığını “ yüreğimle “ ödeyerek.
Sen bu satırları benden uzaklarda okurken ben bir kelebek edasıyla baharın ince dallarından binlerce çiçeği yüreğimin eteklerine topluyor olacağım. Bir gün Cennetin taze baharlarında buluştuğumuzda giyineceğin “ beyaz duvağı “ süslemek için en parlak yıldızları çalacağım gecenin kirpiklerinden. Sen benden “ bir ömür “ uzaklıkta yaşarken sensizlikte bile sen varmışçasına sevdana nefes alıyor olacağım. Her gece günahlarınla sevişip güneşle beraber perdelerine gelip yüzüne ilk gülümseyen ben olacağım sevgili... Sen beni unutsan da ben seni yüreğimde yaşatacağım. Uzaklarda bir yerde yaşıyor ve nefes alıyor olmanı en büyük mutluluğum bilip acılarına delicesine yanacağım. Közlenmiş yüreğimle bir sonbahar gecesi ıslak saçlarına yağacağım avuçlarımda güller ile. Gözbebeklerinden yuvarlanıp ayakuçlarına serileceğim. Gülüşlerini nefesim bilip “ sensizlikte “ bile sana yaşıyor olacağım sevgili. Adını yüreğime vurulmuş bir mühür bilip dudaklarında anılan dua olarak hep seninle nefes alacağım sevgili.. “
Sen bana “ bir ömür “ uzakken ben sana bir nefes kadar yakınım sevgili. Gelmeyeceğini bile bile ben hala seviyorum seni.
“ Gün gelecek,
Adımı unutmak zorunda kalacaksın
Puslu gecenin yorgun sabahında.
Bir kibrit çakıp yaşananlara,
Tek tek yakacasın benli hatıraları
Ömür defterinin en masum günahında.
Duvarlarında asılı takvimlerden düşen
Bir gün gibi,
Ağladığında yüreğine gömülen
Bir hüzün gibi Yavaş yavaş eriyeceğim dudaklarında.
Ama ben sana inat,
Yokluğuna inat,
Bedenimle közleneceğim günahlarında.
Seni benden alan kadere,
Tek bir kelime etmeden
Seni içimde yaşatacağım.
Çünkü ben senin; “ Bedelini yüreğimle ödediğim en masum günahındım….”
İsmail Sarıgene

Sana ölmelerimin üstü kasın sevgili

Gözlerinde unutulmuş hatıra iken ,

Kelimelerini yutkunup susma ne olur.

Gülüşlerinde tozlanmış,

Siyah- beyaz fotoğraf iken,

Yaşanmışlıkları susturup

Dudaklarında adımı bir kez bile anma ne olur.

Beni zamana gömüp

Unut hadi her şeyi.

Bana dair tek bir hatıra kalmasın senden..

Sen beni yaşarken öldürmüşken,

Ben seni sensizlikte yaşatacak kadar sevdim…

Sen üzülme diye

İsyanlarımı dizlerime büküp

Ömür boyu sana susacak kadar sevdim..

Hadi git ne olur.

Bir mevsim bile yaşanmayan

Hatıralarımızı gözyaşlarında boğup

Tek kelime unut hadi.

Beni sevdiğine pişman ise sevgili,

Yollarına feda olsun sevgim.

Olur da susmalarım acıtırsa seni,

Sana ölmelerimin üstü kalsın sevgili.

Bol keseden harcasan da hatıralarımı

Unutsan da sana yüreğimi adadığımı,

Unutsan da adımı,

Sensizlikte bile

Adın dudaklarımda,

Sevdan ise yüreğimde yaşayacak sevgili.

İsmail Sarıgene

Powered By Blogger